Sadece 3 Günde mi? #2
Dört
saatlik bir planlama ile açmış olduğum Blog'un ‘2.’yazısı olan şu an
okuduğun bu satırları yazana dek anlam veremediğim birçok şey oldu. Bir anonim (site) aracılığı
ile tam '302' kişiye Blog’u tanıttım. Ekşi Sözlük’te destek
olmak isteyen bir evlat: “(başlığını) açacağım” dedi. Yetmezmiş gibi en yakın
arkadaşlarımdan birisi Blog linkini gönderdiğimde, '3' balonluk
konuşma metninde şunları sıraladı:
- “Güzeldi ama hasta edersin kendini.”
- “Beğendim ama sürekli bunlarla uğraşılmaz.”
- “Çabuk bıkarsın kendinle alakalı şeyleri yaz!”
Devamında bir diğer
Whatsapp metni:
“-Tam Sayko yazı :) ve güzel gayet iyi!”
Olumsuz yorumlar elbette olacak. Hatta iyi olan şu, '17' kişiye
telefondan ulaşıp bu benim Blog’um. Bak bakalım nasıl bulacaksın yazdığımda ‘9’ kişiden dönüş aldım. Bir (twitter) adresi açtık ve sadece '2' kişi
takip ediyor.
Ekşi sözlük günlük mesaj kotamı sürekli aşmama rağmen pes etmeden
darlıyorum kardeşim. Amacım ünlü bir blog yaratmak değil.
“Amacımız Ölçülebileni Ölçmek” – O.D
Bu ‘3’ gün içinde ilk gün '9', ikinci gün '7' ve '3.’gün '7' defa işedim. Bu elbette içtiğim su ile doğru orantılı olsa da, bu sıcaklarda 2 litreyi daima tamamladım. Fakat ilgimi çeken günlük internet kullanım oranım. Uykumdan uyanır uyanmaz elime gelen Android’i, daha gözlerim tam açılmamışken kullanmaya başlıyorum. Sabah '9' da uyuduğum ilk gün için kalkış saati '16:24'dü. Bu sürede çiş, diş fırçalama, yüz yıkama işlemlerinin yanında ortalama '16:30' dersek. Ben sadece Android ile '3' saat, Android’li Masaüstü PC ile '6' saat internetle cebelleştiğimi farkettim. Masaüstü PC’de haber okurken tek el Android ile twitter geziyorum! Hiçbir mantığı yok bu işin. '3' gün içinde '2' defa film izlemeye, '1' defa dizi izlemeye çalıştım. Sadece '21' dakika izlediğim şeye bağlı kalabildim. Ben '2013' yılında (O.Z), (The Wire) gibi dizileri 1 litre su ile bitirmiş insanım. '2555' günde beni odaklanma yetimden uzaklaştıran bu kaosa nasıl dahil olabildim? '2555' günde '159' sayı dergi okudum bkz:(Uykusuz). Devamında çok utanç verici olsa da '11' kitap bitirmişim.
Olumlu olan ise '2555' günde sadece dergi olarak Uykusuz’u
değil; (Kafa), (Socrates), (Kafkaokur), (Naberdergi) gibi yan parçalarla
desteklemişim beyin denen uzvumu.
Şimdi en olumsuzu geliyor. Ben bunca köşe yazısından çoğu yazarın hangi köşeyi yazdığını hatırlamayacak durumdayım. Umut Sarıkaya dışında,Vedat Özdemiroğlu’nun sosyal medya serüveni var belki aklımda kalan. Ama onlarca makale, yüzlerce çizer işi, ne oldu bunlara anlam veremiyorum. Bunları düşündükçe daha da strese giren bedenim, beni kalp-damar sağlığım hakkında endişeye düşürüyor. Bu arada dünyada ölüm oranı en yüksek hastalıklar kalp damar hastalıklarından oluşuyor.(bakınız)
İşsiz bir blogger olduğum konusunda hemfikiriz sanırım. Ama bu adamın karnı doyacak. Bu yüzden bir
şeyler yapması lazım. Yapıyorum da kardeşim. 2d tasarım denen illete bulaştım, segmenti
sadece YouTube çalıştıran bilgisayarım ile. İşi bağlayan kişinin, “Şunu dene
bakalım nasıl olacak?” demesiyle giriştiğim '32' saniyelik
animasyon için, fareye kaç defa bastığımı hesapladığımda aklım çıktı!
Ortalama '5' saat süren bu animasyon boyunca '10' saniyede '5'
defa fareye sol tık yapıyorum. '1' dakikada '300' defa
sağ işaret parmağım bir plastiğe kuvvet uyguluyor. '5' saat bu
işle uğraşan ben, '90.000' defa fareye basıyorum. Parmağımla
kuvvet uyguluyorum. En son işaret parmağının gözeneklerini ne zaman inceledin?
İlla eline bir şey batmasına gerek yok bence. İlginç bir şekilde yetiştirmem
gereken iş varsa, o iş sırasında tükettiğim çay ve kahve oranı sadece bardak
olarak artıyor. Bu benim ihtiyacım olan sıvı olduğunu değil, beni motive etmesi
için masamda durması gereken bir araç olduğunu gösterir. Çünkü maalesef '24' yudumda
içtiğim çayı '11' yudumdan sonra saymayı unutup dolaylı olarak
içmeyi de unutup masada soğumaya bırakmış olduğumu fark ettim.
Gündem koronayken bir şeylere dokunma oranımı da ölçecektim elbette. Yemek sipariş ederken yaptığım kart uzatıp şifre tuşlayıp kuryenin eldivenlerinin arasından bana doğru gelen poşeti alıp mutfağa gidene dek, o kuryenin yola çıkmadan evvelki sürecini hesaplamaya çalışıyorum. Önce Dönerci eti kesiyor. Tabağa düşen eti ölçüp dönerde ısıtmış olduğu lavaşı '2' eliyle yayarak kestiği dönerleri ‘sadece’ kaşıkla koyuyor. Devamı için gereken yeşillik soğan ve domates türevleri, Fastfood zincirinin doğal hilesi olan parmaklarla devreye giriyor. Eğer yavaşlarsan kaybedersin mantığı daima üreticinin aklına kazınmışken dürüm sarılıyor ve torbalanarak kuryeye teslim ediliyor. O sipariş kasasında sallanarak gelen dürümler, eli direksiyon elciğinden kesilen kuryenin parmakları arasında bana taşınıyor. Çok basit bir işlemi detaylara döktüğün zaman yangına körükle gittiğini farkediyorsun.
Neyse ki '3' günde '1' siparişle günü kurtarmaya çabalasam da bunun devamlılığı için çok daha büyük salgınlar gerekiyor. Kaldı ki üretici firmalar farklılık adına türlü ambalaj seçenekleri sunuyorlar. Ambalaj hilesi ve çekiciliği daima tüketeni teşvik eden bir uyarandır. Ortalama 1 çam ağacının '700' kg ham odun vermesini de hesaplarsak hamur için gereken kütük miktarı kağıt üretimine etki ediyor. Bu da başarı oranını ‘%50’lere çekiyor. Çünkü kesim yapılan her ağacın her dalı maalesef kâğıt üretimi için uygun değil. '1' A4 kâğıdı '5' gram. Bir ağaçtan normal şartlar altında '73.000' A4 kağıdı üretiliyor. Hala E-Kitap’a direnen '2000' doğumlu ergenler gibi davranmayı sürdürecek misin? Nostalji konusunu ayrı bir yazıda işleyeceğim. ‘70’li’ yıllarda bir akademisyenin daktilo ile olan serüveni, içerik ararken ki ansiklopedi taşıma aşamaları benim gözümde şu an dağ gibi görünüyor. Yenilikler hayatımızı kolaylaştırdığı müddetçe anlamını yitirdiğimiz, uğraş verdiğimiz her şeye özlem duyacağız. Sona doğru gelenekleri bozmamak bazı ‘şeyleri’ kodlayıp sürekliliği sağlamaya çalışayım.
Gündem koronayken bir şeylere dokunma oranımı da ölçecektim elbette. Yemek sipariş ederken yaptığım kart uzatıp şifre tuşlayıp kuryenin eldivenlerinin arasından bana doğru gelen poşeti alıp mutfağa gidene dek, o kuryenin yola çıkmadan evvelki sürecini hesaplamaya çalışıyorum. Önce Dönerci eti kesiyor. Tabağa düşen eti ölçüp dönerde ısıtmış olduğu lavaşı '2' eliyle yayarak kestiği dönerleri ‘sadece’ kaşıkla koyuyor. Devamı için gereken yeşillik soğan ve domates türevleri, Fastfood zincirinin doğal hilesi olan parmaklarla devreye giriyor. Eğer yavaşlarsan kaybedersin mantığı daima üreticinin aklına kazınmışken dürüm sarılıyor ve torbalanarak kuryeye teslim ediliyor. O sipariş kasasında sallanarak gelen dürümler, eli direksiyon elciğinden kesilen kuryenin parmakları arasında bana taşınıyor. Çok basit bir işlemi detaylara döktüğün zaman yangına körükle gittiğini farkediyorsun.
Neyse ki '3' günde '1' siparişle günü kurtarmaya çabalasam da bunun devamlılığı için çok daha büyük salgınlar gerekiyor. Kaldı ki üretici firmalar farklılık adına türlü ambalaj seçenekleri sunuyorlar. Ambalaj hilesi ve çekiciliği daima tüketeni teşvik eden bir uyarandır. Ortalama 1 çam ağacının '700' kg ham odun vermesini de hesaplarsak hamur için gereken kütük miktarı kağıt üretimine etki ediyor. Bu da başarı oranını ‘%50’lere çekiyor. Çünkü kesim yapılan her ağacın her dalı maalesef kâğıt üretimi için uygun değil. '1' A4 kâğıdı '5' gram. Bir ağaçtan normal şartlar altında '73.000' A4 kağıdı üretiliyor. Hala E-Kitap’a direnen '2000' doğumlu ergenler gibi davranmayı sürdürecek misin? Nostalji konusunu ayrı bir yazıda işleyeceğim. ‘70’li’ yıllarda bir akademisyenin daktilo ile olan serüveni, içerik ararken ki ansiklopedi taşıma aşamaları benim gözümde şu an dağ gibi görünüyor. Yenilikler hayatımızı kolaylaştırdığı müddetçe anlamını yitirdiğimiz, uğraş verdiğimiz her şeye özlem duyacağız. Sona doğru gelenekleri bozmamak bazı ‘şeyleri’ kodlayıp sürekliliği sağlamaya çalışayım.
3 günlük zaman diliminde:
-18.5 saat uyudum.
-5 defa yıkandım.
-19 litre su harcadım.
-6 litre su içtim.
-143 defa TV zapladım.
-9 defa klimayı açıp kapadım.
-54 defa ışık açıp kapadım.
-2 defa dışarı çıktım.
-1 defa çöp döktüm.
-42 saat internet kullandım.
-36.000 defa telefonumun ekranına dokundum.
-1 defa ailemi aradım.
-3 defa çocukluğum aklıma geldi.
-35 sayfa kitap okudum.
-51 sayfa dergi okudum.
-14 kupa çay içtim.
-701 farklı profile mesaj attım.
-9 saat Twitter kullandım.
-1 saat Instagram kullandım.
-45 dakika Facebook kullandım.
-11 saat Adobe Premier kullandım.
-2.10 saat Adobe Illustrator kullandım.
-1.5 saat Adobe Photoshop kullandım.
-2.5 saat WhatsApp kullandım.
-184.000 defa fareye tıkladım.
-20 barfiks çektim.
-55 şınav çektim.
-51 mekik çektim.
-1 yeni kitaba başladım.
-2013 yılında kalma toplam 14.000 mail sildim.
-36.452 harf kullanarak 701 insana Blog’u tanıttım.
Yazı boyunca '98' defa harf silerek bir önceki
yazıya göre daha istikrarlı olduğumu fark ettim diyebilirim. '15' sayfa
kitabı '21' dakikada okuyorum. Günün '13' saati
internette ne yaptığıma dair yazmadığım müddetçe en ufak bir fikrim yok. Ben
herkes kadar zeki olmadığımdan bunun farkına sayarak vardım. Saymaya başladığım
zamandan beridir '4' kitap bitirdim. '10' yılda
sadece '11' kitap okuyan biri '2' ayda '4' kitap
bitirebiliyorsa ciddi ciddi zaman kontrol problemi var demektir. Bu yazı
diğerine göre daha uzun olduğu için harf kullanım oranı da dolaylı yoldan
arttı. Bir de onlara bakalım.
814 a
143 b
57 c
72 ç
326 d
538 e
61 f
85 g
92 ğ
285 ı
513 i
6 j
292 k
373 l
321 m
369 n
192 o
33 ö
69 p
367 r
367 r
205 s
108 ş
270 t
223 u
100 ü
46 v
209 y
75 z
141 '
135 .
31 ,
7 paragraf
NOT: Bu yazıda toplam '92' ayrı 'şeyin'
istatistiğini tuttum. İlk (Yazımda) bu sayı '51'di.
Demek oluyor ki toplam '143' farklı şeyi gruplandırarak
istatistiğini almışım. Bilinçli olarak ilk yazım dahil olmak üzere ‘2’ günde '27.896.295' defa
sayarak hesaplama yapmışım. Bu yaptıklarımdan çok farklı şeyler yaptığını
düşünmüyorum. Aramızdaki fark, ben sadece sayıyorum ve saymaya devam edeceğim.
Dünyama dahil olduğun için teşekkür ederim. Yorumlarını Bekliyorum...
İçerik eğlenceli görünüyor ama site çok yorucu, günümüz alışkanlıklarından dolayı bu kadar yazı okumaya çok az kişi tenezzül eder. Başlıklar altına toplayıp okumak isteyen için kategorilendirebilirsiniz gibi duruyor. Umarım istediğiniz şekilde büyüyebilirsiniz.
YanıtlaSilEğlenceli ve emek verilmiş bir çalışma,bu tür şeyler insanların ilgisini çeker.Umarım istediğin gibii büyürsün ve istediğin noktaya gelirsin..
YanıtlaSilBence emek kokan bir çalışma olmuş. Gerçekten başarılı buldum umarım emeğinin karşılığını alırsın :)
YanıtlaSilFarklı bir tarz bence, hoşuma gitti. Yazılarının devamını bekliyorum.
YanıtlaSil
YanıtlaSilAdının hakkını sonuna kadar veren enteresan bir yazı. Devamını mutlaka bekliyorum.
Fikir güzel ve insanların okuması için bir sebep lazım o da bence merak olacaktır, okuyucunun ilgisini çekecek bir konu düşünülüp onun hakkında istatistiksel veriler toplanırsa daha iyi olacaktır diye düşünüyorum.
YanıtlaSilşeytanın bol olsun dostum iyisin
YanıtlaSilfazla emek harcamışsın. hayatımızdaki faydalı ve zararlı şeylerin listesini yapabilirsin biraz daha kullanşlı bilgiler olabilir
YanıtlaSildeğişik kafa. devam dostum.
YanıtlaSilİnsan gerçekten detaylı düşününce "vayy bee" diyemeden edemiyor, emeklerine sağlık :)
YanıtlaSilgüzel yazı,
YanıtlaSilfakat daha çok dikkatimi çeken saydıkça her zaman yeni bir hedef belirliyoruz ve miktarların artmasına doğru yönelim oluyor.
bence ilginç
Aman yarabbi. O anonim siteden geldim. Benim için fazlasıyla gereksiz. İlk kötü yorum benden olacak gibi, yapmayın, etmeyin, ne gereği var bunların? Ben okuyamadım içim daraldı, yazanı düşünemiyorum. Ulan kafa da var belli, yazık değil mi zamanına, emeğine diyeceğim ama ben de hiçbir yere varmayacağı belli bir oyuna 2-3 gündür en az 4'er saat harcıyorum. Projen hayırlı olsun kardeş ama umarım tez zamanda bıkarsın ya da bunu gölgede bırakacak daha kazançlı, daha tatmin edici bir işin olur.
YanıtlaSilİstatistik güzel şey de, sen kendine ait olan istatistik'ten ziyade; dünya üzerindeki şeylerin istatistiklerini tutsan bence daha verimli sonuç ve daha geniş bir kitleye hitap edersin kardeşim.
YanıtlaSilYani elbette senin kendi merakını giderir bu durum ve yaptıkların elbette. Ama senden ziyade, bütün dünyayı ilgilendiren şeyler bence daha çok şey kazandırır sana.
Eline sağlık.
Oldukça emek verilmiş bu yüzden kötü bir blog diyemem. Eğlenceli bulanlar olacaktır matematik sevdalıları gibi. Emeğine sağlık , umarım kendini geliştirir ve daha çok takipçi kazanırsın.
YanıtlaSildaha önce karşılaşmadığım farklı bir içerik. takip ederim ben bunu. başarılar dilerim :)
YanıtlaSilinsanı kafa çalıştırmaya zorlayan ilginç ve güzel bir çalışma. herşeyi olmasa da belli başli seyleri hayatimda saymaya baslarsam bakış açım nasıl değişecek merak ediyorum
YanıtlaSilVay be helal olsun. Bu çocuk ne yaptığını biliyor gençler. Siteyi takipte kalacağım.
YanıtlaSilBiraz zor olsa da kesinlikle devamı gelmeli diye düşünüyorum. Biz lağım kafalılara(kendi adıma konuşuyorum) da biraz ilham olur belki bu sayede.
Okurken kendimi nasıl kaptırdıysam artık sanki okuyan ben değilim de anlatan/yazan benim. O ince ayrıntıları raporlayan benmişim gibi hissettim. Bir sonraki yazını merak ile bekliyorum. Gerekli yerlerden takibe başladım. Daha iyi yerlere gelmen temennisiyle, iyi akşamlar :)
YanıtlaSilİnsanların herhangi bir şeye nasıl saçma veya gereksiz damgasını vurduklarını gerçekten anlamıyorum, anlamlandıramıyorum. Bende sizin gibi günlük yaşamında yaptığı çoğu şeyi sayan bir insanım. Çoğunu sadece aklıma kazıyorum, fakat bazılarını bende bir yerlere yazma gereği duyuyorum. Bence yaptığınız şey, boş, gereksiz veya saçma değil. Hayatımızda o kadar çok ayrıntıyı kaçırıyoruz ki, bu tarz küçük ve insanlara göre "gereksiz" olan şeyleri uzun uzun düşünmek, benim çok hoşuma gidiyor. Sizi tebrik ediyor, aynı zamanda dileğinizi gerçekleştirebilmenizi umuyorum.
YanıtlaSilAynı şevk ve tempo ile yeni yazılarının gelmesi dileğiyle :)
YanıtlaSilGün içinde yapılan bize sıradan gelen birçok şeyin istatistiğini tutmak zor fakat eğlenceli sanırım
YanıtlaSilYazıların devamını bekleyeceğim
güzel, ama uzun vadede ve nihai tahlilde günümüz mainstream ı tatmin etmez ve sarmaz
YanıtlaSil